Yönetmen: Darren Aronofsky
Oyuncular: Natalie Portman,Vincent Cassel, Mila Kunis,Wiona Ryder,..
Yapım: A.B.D,2010
Senaryo: Darren Aronofsky,Andres Heinz,…
Nina (Portman), New York’ta yaşayan masum ve çok yetenekli bir balerindir. Dans etmek, onun yaşamında çoğu balerin gibi vazgeçilmez bir tutkudur. Eski bir balerin olan ve kızının geleceği konusunda çok hırslı olan annesi Erica (Hershey) ile aynı evi paylaşmaktadır, filmde babası hakkında bilgi verilmez.. Oyun yönetmeni Leroy (Cassel) Kuğu Gölü’nün uzun zamandır baş balerini olan ve Nina’nın da idolü olan Beth MacIntyre (Ryder’)’ı yeni sezonda değiştirmeye karar verir. Yeni baş balerin adayı Nina’dır. Leroy’a göre balenin masum ve zarif Beyaz Kuğu ile şehvetin temsilcisi Siyah Kuğuyu aynı anda canlandırabilecek birine ihtiyacı vardır. Oysa Nina’yı bekleyen bir yeni bir rakip vardır ki o da mesleğinden çok kadınsı oyunlarla Leroy’u etkilemeyi başarmıştır. Nina Beyaz Kuğu rolüne ne kadar uyuyorsa Lily de Siyah Kuğu rolüne o kadar uymaktadır İki genç rakip dansçı arasındaki garip bir arkadaşlık Nina’yı kendi karanlık tarafıyla iletişim kurmaya iter.Annesinin yüksek beklentileri, çift mesajları ve tanımlamayan yoğun masumiyeti ona yaşamın bazı açmazlarını dissosiye ederek (yok farzederek) katlanabilmeye götürmüştür. Nina performansı adına hissettiği yoğun baskıyla adeta kendi içerisinde bir “iç göç” yaşamaya başlar.Bir balerin olarak kusursuzluğu hissedebilmek için kötü ikizine dönüşmek zorundadır…
Oscar'ın habercisi sayılan 68'inci Altın Küre ödül töreninde, 'Black Swan' daki rolüyle Drama dalında en iyi kadın oyuncu seçilen Natalie Portman, bu filmde muhteşem bir performans sergilemekte hatta son dönemin kadın starları arasında zirvedeki rolüne oturmaktadır.Bu açıdan Natalie Portman benim cephemde de en güçlü kadın oscar adayı… Irreversible (Dönüş Yok) filmiyle zihinlerde kalan ve günümüzün en başarılı erkek oyuncularından olan Vincent Cassel da rolünün hakkını vermektedir. Darren Aronofsky ve diğerlerinin yazdığı filmin senaryosu da psikolojik derinliklerin ve dissosiyatif yaşantıların izleyicilere doğal bir şekilde yansıtılması adına övgüye değer.Son yıllarda izlediğim en çarpıcı film “Black Swan” (Siyah Kuğu), Fight Club (Dövüş Kulubü:1999) ve her nedense American Beauty( Amerikan Güzeli:1999) filmlerini çağrıştıran…
Dr.Psk.Erdinç Öztürk
(erdincerdinc@hotmail.com)
(erdincerdinc@hotmail.com)
BLINDNESS(Körlük)
Yönetmen:Fernando Meirelles
Oyuncular:Julianne Moore,Mark Ruffalo,Danny Glover,Gael Garcia Bernal
Yapım:Kanada-Brezilya,2008
Yönetmen:Fernando Meirelles
Oyuncular:Julianne Moore,Mark Ruffalo,Danny Glover,Gael Garcia Bernal
Yapım:Kanada-Brezilya,2008
Nobelli yazar Jose Saragamo’nun romanından uyarlanan ‘Körlük’de insanlar belirsiz bir şehirde (Toronto,Tokyo ve Sao Paulo’nun ideal şekilde birleşiminden oluşan isimsiz bir şehir) teker teker görme yetilerini kaybetmeye başlıyorlar. Nedeni bulunamayan körlük bir karaltının aksine bir beyazlık olarak; sanki dünya boş bir sayfa ya da ekran ya da süt birikintisi olmuş gibi geliyor. ‘Körlük’ hepsi tematik birer kişiliği ve öykü anlatımında net bir fonksiyonu olan insanlardan oluşan küçük bir grup insana odaklanıyor.
İnsanın insana yaşatabileceği ilişki travmalarından duygusal, fiziksel hatta cinsel travmalara kadar uzanan süreçte sevecenlik ve merhamet adeta siliniyor. İyilik bencil duygular tarafından zorlandığında, nezaket, mantık ve anlayış da istismara boyun eğiyor.
İnsanlar körlük içinde olsa bile aldatabiliyor sevebiliyor nefret edebiliyor,sistem ve egoizminin gölgesinde nefes alabiliyor.
İnsanlar körlük içinde olsa bile aldatabiliyor sevebiliyor nefret edebiliyor,sistem ve egoizminin gölgesinde nefes alabiliyor.
Bir eş herhangi bir olasılıkta kendi eşinin annesi, babası yada dostu yerine geçebilir mi? Çok ender olsa da eşinin dostu olabilmeyi başarmış bir eş, aldatılsa bile onu affedebilir mi? “Körlük” insanları ne kadar birbirine yakınlaştırıp bağlayabilir? Bir zaman sonra açılan gözlerin hiç açılmaması tercih edilebilir mi? İnsanlar ruhsal yaralarının pansumanı için mi partnerler bulmayı arzular? Travmayla aydınlanabilmeyi başarabilen insanlar acaba diğerlerinden daha mı öte geçebilmekteler? Bu soruların cevaplarını, travmatik bir çanağın içine düşmüş ve görmeyi unutmuş insanlarla beraber Julianne Moore’un belki de en iyi performanslarından biri olan ‘Körlük’te bulucaksınız.
Dr.Psk.Erdinç Öztürk
Dr.Psk.Erdinç Öztürk
( erdincerdinc@hotmail.com )
CHOKE(Tıkanma)
Yönetmen: Clark Greg
Oyuncular: Sam Rockwell,Angelina Huston,Kelly Macdonalt,Brad William Henke
Yapım: Belçika-İngiltere-Fransa,2008
Yönetmen: Clark Greg
Oyuncular: Sam Rockwell,Angelina Huston,Kelly Macdonalt,Brad William Henke
Yapım: Belçika-İngiltere-Fransa,2008
Chuck Palahniuk’un ‘Dövüş klübü’ romanından sonra peyazperdeye uyarlanmış olan Tıkanma’ adlı film, erkek cinsinin sex bağımlılığını tema almış belki de bu konuyu legalize etmiş. Aslında film insanı Dövüş Klübü kadar çarpmıyor. Kanaatimce Chuck Palahniuk’un ‘Görünmez Canavarlar’ adlı romanı çok daha iddialı bir sinema yapıtı olabilirdi. Daha çok saplantılı bir anne-oğul ilişkisini anlatan bu filmde Angelina Huston yine iddialı. Sam Rockwell de belki de kendi kariyerinin en iyi performansını sergilemiş Tıkanma’da. Artık patoloji her yerde; komşumuz yakınımız yada partnerimiz...Anormalliğin normalliğe dönüştüğü günümüzde saplantılı beyinler, sex yada madde bağımlıları gerçekleri çarpıtarak ayakta kalabilmeyi sağlayan dönüşken kişiler artarak ebeveyn, sistem ve toplum tarafından üretilmekteler. Bunu sağlayan nedir? Belki de patolojiyi cazip bi şekilde sunma yada patolojik olmanın renkliliği sanrısı tıpkı Tıkanma’da olduğu gibi…
Dr.Psk.Erdinç Öztürk
(erdincerdinc@hotmail.com)
Dr.Psk.Erdinç Öztürk
(erdincerdinc@hotmail.com)